Özlenen Dostluk Profili

Dostlar aynı inanç, düşünce ve ideallerle bir araya gelen, gönül köprüleri oluşturan; sevgi, saygı, hoşgörü ve vefa ile kaynaşan seçkin insanlar topluluğudur.

Tesadüflerin, ihtirasların, menfaatlerin ve zoraki şartların bir araya getirdiği topluluklar ise her an dağılmaya mahkûm kuru kalabalıklardır.

Bugün gerçekten, ezelde dost olabilen, şeytani, nefsani, düşmani bütün fitne ve kasırgalara rağmen dost kalabilen, dostlarını en ufacık bir geçici hesap ve menfaat karşısında yolda bırakmayan samimi, güvenilir ve sadık dostlara ihtiyaç vardır.

Kavgalı Dünyamızda, bizi biz yapan Yüce değer yargılarımızın zayıfladığı, vicdanların sakatlanmaya yüz tuttuğu, aile ve toplumda yavaş yavaş bozulma ve çözülme alarmlarının yükseldiği bir zamanda, vefalı dostluklar, güvenilir arkadaşlıklar, komşuluklar hayati önem arz etmektedir.

Sadık dostlardan ve güvenilir insanlardan oluşan toplum aslında huzur ve güven toplumudur. Bu sebeple, kâmil manada dost dostun yarasını saran eli, acısına sızlayan kalbi, imdadına koşan ayağı, derdine ağlayan gözü, sevgi ve acısını paylaşan sırdaşı ve can yoldaşı olmalıdır.

Maalesef bugün devasa apartmanlarda, lüks villalarda, sitelerde ve mahallelerde düne göre daha geniş yaşam imkânlarına rağmen, bencilleşen, dünyevileşen, paylaşmayı unutan çoğu insanımız, kalabalıklar arasında bile yalnız ve mutsuzdur.

Sevmeyi, sevilmeyi unutmuş, tatlı dile güler yüze, Muhammedi(S.A.V) sevgiye hasret kalmış, vefayı dostlar meclisinden sürgüne yollamış, sahte yüzler, maskeli dostlar, riyakâr arkadaşlar, aileler göstermelik katıldıkları düğün, dernek ve cenaze merasimlerinde birbirine ancak zoraki tebessüm eder hale gelmiştir.

Kaba tabiriyle, birbirine betonarme duvar gibi, kaba, sert, soğuk davranan, müstehzi nazarlarla tepeden bakan insanlar, Allah aşkına nasıl dost olabilirler ve dost kalabilirler?

Allah Rasulü ( S.A.V)’nün ifadesiyle “Din Samimiyettir”[1]. Bu, toplum hayatının her aşamasında, insanları bir arada tutan, kaynaştıran en önemli İlahi realitedir.

Hayatımız boyunca hep bu samimiyeti ve bizi bir arada tutan bu İlahi realiteyi ararız.

Hele bir bakalım; ev alırken komşularımızın samimi, dürüst, ehli namus ve güvenilir, ihtiyaç halinde kapısı rahatlıkla çalınabilir kimseler olmasını isteriz. Oğlumuza gelin, kızımıza damat, işimize ortak, mahallemize bekçi ararken kısacası sosyal, medeni ve ticari ilişkilerimizde hep temiz, dürüst arkadaşlarla, ailelerle dost, arkadaş akraba olmayı arzu ederiz.

Eşimizin sadakatli, çocuklarımızın saygılı ve ahlaklı, komşularımızın güvenilir, ortağımızın dürüst, çalışanlarımızın yalancı, dolancı, hilekar olmaması huzur ve güven kaynağı, aynı zamanda yaşanabilir bir dünya kurabilmemizin temel şartıdır.

Bugün kanaatimce ülkemizin en önemli sorunu eskilerin tabiriyle sadece “ Kaht-ı Rical” yani iyi yetişmiş, uzmanlaşmış mesleğinde aranan kalifiye eleman yokluğu değildir. Her meslekte yeterli olabilecek yetişmiş aydınlarımız vardır. Ancak ülkemizin temel sorunu her alanda dürüst, güvenilir, kaliteli insan sayısının azlığı veya yetersizliğidir.

Ailede, toplumda, sosyal hayatın her aşamasında iyi yetişmenin yanında sağlam karakterli, dürüst ve ahlaklı insanların yeterli sayıda olması; varlık, dirlik, birlik sebebi olduğu kadar aynı zamanda yarınlara güvenle bakabilmenin de teminatıdır. Bu sebeple zamanımızda “ Bize Gelmeyene Gidebilecek, Bize Kin Tutanı Affedebilecek, Bize Vermeyene Verebilecek”[2] dost canlı, dost yürekli insanların varlığı hayati önem arz etmektedir.

Görev hayatım boyunca meslektaşlarıma ısrarla hep bu gerçeği hatırlatmışımdır;

“Arkadaşlar! Her Zaman Samimi ve Dürüst Olunuz. Çünkü Siz Topluma Model ve Örnek İnsanlarsınız.”

“Değnek Eğri Olursa Gölgesi de Eğri Olur”(Atasözü)

“Hayatta Birtek Yüzünüz Olsun. Toplumun Karşısına da Amirlerinizin Huzuruna da O Yüzle Çıkınız. Üç Günlük Dünya Menfaati İçin Veya Bir Yerlere Gelmek İçin, Buz Üzerinde Patent Yapar Gibi Oraya Buraya Yalpa Yapmayınız.”

“Halk Arasında Bir Söz Vardır; “ Cinlerin Ocağına Düşen Çarpılır” Derler. Bizim Ocağımıza Düşen De, Tatlı Dilimize, Güler Yüzümüze, Nezaketimize, Zerafetimize, Tutarlı ve Güven Verici Davranışlarımıza Doğru Bilginin Takipçisi Oluşumuza Kısacası Adam Gibi Adam Oluşumuza, Beyefendiliğimize Adeta Vurulmalı Ve Çarpılmalıdır. Görev Yaptığımız Mabedlerin Gerçekten Rahmani Ziyafet Sofralarına, İçinde Yaşadığımız Toplumun da Sevgi Atmosferine Dönüşmesi Buna Bağlıdır.”   

Nice sahte ve aldatıcı dostlukların insanları, aileleri yalnızlığa ve mutsuzluğa ittiği bir çağda dostlarına bal satar gibi gül satar gibi tatlı, güler yüzlü ve samimi olabilen insanların varlığı bir Lütuf Sayılır.

Dostunun sıkıntılarını gidermek için, elin hiçbir iyilik gelmese de onu hiç olmazsa hüsnü şehadetle anabilmek, dost gözündeki dikeni ona sezdirmeden çıkarabilme niyetine, samimiyetine, sadık ve vefalı dostluk profiline sahip olmak gerçekten takdir edilecek bir zerafet ve erdemliliktir.

Bunalımlı çağımızda en önemli huzur kaynağımız dostluk iksiri sayılan birlikte yaşama bilincini geliştirmek ve her türlü hasmane davranışlardan uzak durup dostane ilişkileri yaymaktır.

Eskiden yüreği dosta vefa ile yoğrulmuş atalarımız bir selamla, bir kelamla, bir ikram veya bir ihsanla gönül almayı yaya veya binekle uzun yol kat ederek dosta gitmeyi Sıla-i Rahim’den sayarlarmış. Dost ilinden gelen haberin ve esen rüzgarın bile serinlik- esenlik getirdiğine inanırlarmış.

Divan Şairi Baki Der Ki;

“Dostlar Üç Kısımdır;

1 – Bazı Dostlar İlaç Gibidir, Hastalandığında Ararsın.

2 – Bazı Dostlar Hastalık Gibidir, O Sana Musallat Olur.

3 – Bazı Dostlar İse Gıda Gibidir, Her Zaman İhtiyaç Duyarsın.”

Toplumda güven uygusunun giderek azaldığı ve samimi dostlukların adeta kara borsaya düştüğü bir zamanda, güvenli bir liman gibi sığınılacak dost olabilmek, dost kalabilmek hem insani hem de İslami bir erdemliliktir.

Madem ki “Kişi Dostunun Dini Üzerinedir.”[3]. “Kardeşler – Dostlar Arasını Düzeltmek”[4] Yüce Mevla’nın emridir.

O halde Yunus’un diliyle

“Dostun Evi Gönüllerdir.

Gönüller Yapmaya Geldim

diyerek dostlar arasındaki sevgi ve muhabbeti yaymak için gönül seferberliğini devam ettirmenin kutsal bir çaba olduğunu unutmamalıyız.

Hamd Olsun çağımızda gönülleri mamur etmek ve dostlarla iletişimimizi artırmak için daha geniş imkan ve vasıtalara sahibiz. Yeter ki bencilleşerek gönülleri taşlaşmaya ve çoraklaşmaya terk etmiş olmayalım.

Gönülden gönüle uzanan sevgi ve muhabbet köprülerini ayakta tutan tüm gönül dostlarına selam olsun .

 

   Ahmet BULUT

Adana – Mart 2018


[1] M.196 Müslim, İman 95

[2]  HM 15703 İbn .Hanbel 3-439

[3] D.4832 Ebu Davud, Edep 16

  T.2378 Tirmizi, Zühd 45

[4] Hucarat 49/10

Tarih : 15.3.2018
Yorum Yaz
Ad-Soyad:
E-Mail :
Mesaj:
En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.
Güvenlik:
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı.